Kapı Durduğu Gün Telefon Kimi Bulur?
Yayınlanma:
Yayıncı: Alkur Kapı Sistemleri A.Ş.
Teklif tablolarında fiyat vardır, teslim süresi vardır, teknik değerler vardır. Hiç görünmeyen bir sütun daha vardır ki asıl önemlisi odur: ürün durduğu gün telefonun bulacağı kişi. O sütun boşsa, tablodaki diğer bütün rakamların üzerine bir belirsizlik payı eklemek gerekir.
Bir telefon hikâyesi
Yıllar önce, temsil ettiğimiz köklü bir Avrupa markasının Türkiye operasyonunu yürüttüğümüz dönemde, bir Anadolu şehrinin belediyesinden telefon geldi. Karşıdaki ses nazik ama yorgundu: otoparklarındaki bariyerler çalışmıyordu ve “sizin olduğu söylenen” ürünler için bize ulaşmışlardı. Peki, monte eden firma? Aranmıştı elbette; cevapları kısaydı: “Ürün sıkıntılı, üreticiyle görüşün.”
O cümlenin tercümesi şudur: bu benim sorunum değil. Satış yapılmış, montaj bitmiş, fatura kesilmişti; ama kamu hizmeti gören bir otoparkın kapısı, ortada muhatapsız duruyordu. Telefon bize gelene kadar kim bilir kaç numara çevrilmişti. Biz o gün devreye girdik; asıl ders ise cihazlarla değil, zincirle ilgiliydi.
Zincir en isteksiz halkası kadar güçlüdür
Hiçbir ürün tek başına satılmaz; yanında görünmez bir sorumluluk zinciri gelir: üretici, distribütör veya bayi, montajı yapan usta. Bu zincirin sağlamlığı en güçlü halkasına göre değil, en isteksiz halkasına göre ölçülür. “Ürün sıkıntılı” cümlesi bazen gerçekten teknik bir tespittir; ama çoğu zaman, sorumluluğu zincirin başka bir halkasına devretmenin kibar ambalajıdır. Muhatapsız kalan ürünün nereye vardığını daha önce bir depo envanteri üzerinden anlatmıştık: iade edecek kimsesi olmayan cihazlardan oluşan sessiz bir koleksiyon.
Muhataplık kendiliğinden oluşmaz
Bu yüzden biz muhataplığı ürünün bir parçası sayarız ve satıştan önce kurarız. Yeni bir müşteri bize ulaştığında onu bölgesindeki bayiye bağlarız; zincirin ilk halkası baştan bellidir. Teknik dokümantasyon, bağlantı şemaları ve devreye alma videoları r-technic portalında herkese açıktır; usta gece yarısı sahada kalsa bile bilgiye ulaşır. Ve bariyer gamımızın her ürünü, kimin ürettiği ve kime bağlı olduğu belli bir kimlikle satılır. Satış anında konuşulmayan sorumluluk, ürün durduğu gün pazarlık konusu olur; biz o pazarlığı en baştan kapatmayı tercih ediyoruz.
Ne oldum değil, ne olacağım
Kurucumuzun o hikâyeden çıkardığı ders tek cümledir: “Ne oldum demeyeceksin, ne olacağım diyeceksin.” Bugün zincirin rahat ucunda oturan herkes, yarın çalan telefonun öbür ucunda olabilir. Bu yüzden teklif masasındaki en değerli soru fiyatla ilgili değildir: “Bu kapı durduğu gün kimi arayacağım ve o kişi kime bağlı?” Cevabı net olan tablo, pahalı bile görünse, belirsizlik payı sıfır olan tek tablodur.