Cezayir'den Gelen Mesaj: "Ben Çin Malı Kullanmam"
Yayınlanma:
Yayıncı: Alkur Kapı Sistemleri A.Ş.
Bir sabah, sosyal medyada yıllardır tanıştığımız Cezayirli bir meslektaşımızdan mesaj geldi. Kısa ve sertti: “Ben Çin malı kullanmıyorum.”
Uzaktan tanışıyorduk; sektör paylaşımlarımızı takip ediyor, ara sıra yazışıyorduk. Belli ki bir yerde ürünlerimizi görmüş ve bir varsayımla klavyeye sarılmıştı. Cevabımız da kısaydı: “Ben size Çin malı satıyorum demedim ki, Türk malı satıyorum. İsterseniz belgelerini göndereyim.”
Sonrası ilginç. Meslektaşımız, yıllar içinde fuarlarda “Türk malı” diye satın aldığı bazı ürünlerin menşeini sonradan öğrendiğini anlattı. Türklere sempatisi vardı, alışverişini de bu güvenle yapmıştı; yanılmıştı. Öfkesi bize değil, o yanılgıyaydı; biz sadece yolun üzerindeydik.
Üretmek yetmiyor, ispat etmek gerekiyor
Bu kısa yazışma, yerli üretimin en az üretimin kendisi kadar zor olan ikinci yarısını özetler: algı. Bir ürünü Türkiye’de, kendi tesisinizde, kendi mühendisliğinizle üretebilirsiniz; ama alıcının zihninde “bunu gerçekten onlar mı üretiyor?” sorusu durduğu sürece iş bitmemiştir. Hele araya, üzerine yerli etiket yapıştırılmış ithal ürünler karıştıysa, dürüst üreticinin ispat yükü ikiye katlanır.
Bizim bu yükle imtihanımız eski. 29 Nisan 2005’te Türkiye’nin ilk yüzde yüz yerli seksiyonel kapı panelini ürettiğimizde, ilk işimiz bunu anlatmak değil, belgelemek oldu. Panelin hemen ardından elektronik tarafında yola çıktığımızda da aynı ilkeyle yürüdük: her iddianın arkasında bir test, bir sertifika, bir uygunluk dosyası olacak. Bugün TÜV NORD belgeli hızlı PVC kapıdan CE belgeli yükleme rampasına uzanan belge setimizin her satırı, aslında o Cezayir mesajına verilmiş peşin bir cevaptır.
Bu mücadele neden hepimizin?
O gün şunu da düşündük: bu yalnızca bizim davamız değil. Yarın Türkiye’den herhangi bir üretici herhangi bir ürünle dünya pazarına çıktığında, karşısına aynı önyargı dikilecek. “Türkler üretmez, alır satar” cümlesinin her tekrarı, üreten herkesin işini zorlaştırır; belgeleriyle üreten her firma da bu cümleyi biraz daha eskitir. Biz payımıza düşeni yapıyoruz ve aynı yolda yürüyen her meslektaşımızın yükünü hafiflettiğini biliyoruz.
O Cezayirli meslektaşımızla yazışmamız güzel bitti; belgeler gitti, güven tazelendi. Ama asıl kazanç başka: bir sonraki Türk üreticisine aynı mesajı yazmadan önce, bir kez daha düşünecek.





