Paylaştıkça Çoğalan: Bilgi Cömertliği Üzerine
Yayınlanma:
Yayıncı: Alkur Kapı Sistemleri A.Ş.
Ustalık kültürünün eski bir refleksi vardır: son ayarı kalfaya göstermemek. Cihazın başına geçilir, gövde araya alınır, elin ne yaptığı saklanır. Mantık bellidir; bilgi güçtür; saklarsan senin kalır. Bu refleks yalnız ustalara özgü de değildir: şemasını vermeyen firma, “know-how” diye dosya kilitleyen tedarikçi, soruya cevap yerine fiyat gönderen satıcı, hepsi aynı varsayımın çocuklarıdır.
Saklanan bilginin kaderi
Varsayımın kusuru şurada: saklanan bilgi büyümez, sahibiyle birlikte yaşlanır. Sektör ölçeğinde ise faturası daha ağırdır; herkes bilgisini sakladığında, herkes aynı tekerleği yeniden icat eder. Yanlış montajlar artar, ürünler haksız yere “olmamış” damgası yer, son müşterinin gözünde bütün sektörün itibarı aşınır. Kârlılığın nasıl eridiğini daha önce yazmıştık; bilgi cimriliği o erimenin sessiz hızlandırıcısıdır. Seviyesi düşük tutulan bir sektörde, en iyi ürünün bile alacağı fiyat düşüktür.
Tersini seçmek
Biz tersini seçtik ve bunu ticari bir naiflik olarak değil, hesabı yapılmış bir tercih olarak yaptık. Bağlantı şemalarımız ve devreye alma videolarımız r-technic portalında herkese açık; müşterimize de, henüz müşterimiz olmayana da. Fabrikamızın ve ofislerimizin kapısı meslektaşlarımıza açık; gelen dokunur, görür, sorar. Bu sayfalarda yazdıklarımız da aynı tercihin parçası: otuz yılda biriken tecrübenin kayda geçmesi.
“Rakip de okumaz mı?” Okur; okusun. Ayarın adresini bilmek ustalık değildir; ustalık, uygulamanın kendisindedir. Bilgiyi açmak taklidi kolaylaştırmaz; çıtayı yükseltir. Ve çıtası yükselen bir sektörde kaybeden, yalnızca çıtanın altında kalmayı alışkanlık edinmiş olandır.
Kurucunun ölçüsü
Kurucumuz Reha Kurtuluş bunu bir ilke cümlesiyle özetler: cömertlik yalnız malla olmaz; bilgiyle olur, tecrübeyle olur, emekle olur. Paylaştığımız sürece varız. Aynı düşüncenin devamında, şirketin yolculuğunu dört evreye ayırır: önce öğrenme, sonra bilme, sonra akıl etme ve en sonunda gönül evresi. İlk üç evre içeriye dönüktür; insan öğrenir, bilir, çözer. Gönül evresi ise dışarıya döner: bildiğini anlatmaya, tecrübesini devretmeye, kapıyı açık tutmaya başlar. Bir şirketin olgunluğu, cirosundan çok hangi evrede olduğundan okunur.
Bu sayfalarda bugüne dek anlattıklarımız (hatalarımız dâhil) o ilkenin yazıya dökülmüş hâlidir. Sakladığımız bir şey yok; sorusu olan herkese cevabımız, çayımız ve şemamız hazır. Eksildiğimizi hiç görmedik. Tam tersine: paylaştıkça çoğaldık.





