Dokunmanın İkna Gücü: Sektörün Duyusu Üzerine
Yayınlanma:
Yayıncı: Alkur Kapı Sistemleri A.Ş.
Her sektörün baskın bir duyusu vardır. Parfümün burnu, müziğin kulağı, kumaşın avucu… Bizim sektörünkini kurucumuz tek kelimeyle özetler: dokunmak. Bir meslektaş standa gelir, panele parmağıyla tık tık vurur, kapıyı omzuyla yoklar, motoru eline alıp tartar. Konuşma ancak ondan sonra başlar.
Ekrana taşınan fuar
Bunu en net, salgın döneminde gördük. Üç yılda bir kurulan büyük sektör fuarı o yıl ekrana taşınmıştı; biz de dijital standımızla oradaydık. Teknik olarak her şey yerli yerindeydi; katalog indiriliyor, video oynuyor, görüşme bağlanıyordu. Eksik olan tek şey, fuarın asıl dili çıktı: tık tık. Panelin sesi ekrandan geçmiyordu; motorun ağırlığı, menteşenin boşluğu, sacın dokusu da öyle. Fuar bitti ve elimizde bir ders kaldı: bu sektörde ekran anlatır, el ikna eder.
Elin bildiğini tablo bilmez
Bunun mistik bir tarafı yok; gayet teknik bir gerçek. Teknik tablo, ürünün tasarım değerlerini söyler; elin sorduğu soru ise başka: bu değerler bu gövdeye gerçekten işlemiş mi? Yılların montajcısı kapıyı şöyle bir sallayışından, kumandayı avucunda evirip çevirişinden bir şeyler okur; o okuma, hiçbir PDF’in veremediği bir bilgi katmanıdır. Biz bu okumaya güveniyoruz, çünkü ürünlerimiz elle yoklanmaktan çekinmemizi gerektirecek hiçbir şey taşımıyor. Dokunulmaktan kaçan ürün, aslında bir soruya cevap vermekten kaçıyordur.
Dokunulacak yerler
Bu yüzden fiziksel buluşmaları takvimimizin merkezinde tutuyoruz. Fuar sayfamızda hangi organizasyonlarda stand açtığımız, hangilerini ziyaretçi olarak gezdiğimiz kayıtlı; bir stand kurduğumuzda en çok önem verdiğimiz şey, ürünlerin bariyer arkasında değil el mesafesinde durması. Fuar dışında da kapımız meslektaşlarımıza açık: Hendek’teki fabrikamıza ve İstanbul ofisimize gelen bayilerimiz ve sektör arkadaşlarımız, ürünü çalışır hâlde görüp kendi elleriyle deniyor. Ve elbette en değerli dokunma, tezgâhta yapılanı: yeni bir ürüne hüküm vermeden önce istediğimiz bir saatlik emeğin ilk adımı da budur; kutuyu aç, ürünü eline al, tanış.
Dijital araçlarımız bu buluşmaların yerini tutmak için değil, arasını doldurmak için var: şemalar, videolar, uzaktan destek. Karar anına gelindiğinde ise sıra hep aynı şekilde işliyor; önce göz, sonra el, en sonra imza. Bize ulaşan her meslektaşımıza bu yüzden aynı şeyi söylüyoruz: gelin, dokunun. Ürün kendini anlatır; biz sadece çayını koyarız.





